Masa başında çalışanları bekleyen tehlike

Günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alan bilgisayarlar, masa başında işleri kolaylaştırıyor. Ancak uzun süre başın öne eğik şekilde kalması boyun ve sırt ağrılarını da beraberinde getiriyor. Tedavi edilmediği takdirde boyun fıtığına dönüşen bu rahatsızlıklara karşı uzmanlar, “Bakış açınızı ve oturuş pozisyonunuzu 20 dakikada bir değiştirin.” tavsiyesinde bulunuyor.

Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Onur Çiçek, masa başında uzun süre çalışmak zorunda olan kişiler ve şoförlerin boyun ve sırt ağrılarını önemsemesi gerektiğini belirtti. Çiçek, ciddiye alınmayan ağrıların ilerleyen zamanlarda boyun fıtığına dönüşme riskinin çok yüksek olduğunu vurguladı.

Bilgisayar karşısında başı öne eğik şekilde uzun süre çalışanların ortak sorununun boyun ve sırt ağrıları olduğunu belirten Op. Dr. Onur Çiçek, “Belli bir pozisyonda başı öne eğik şekilde 20 dakikadan fazla çalışmak zorunda olan kişilerde ilk önce şiddetli boyun ve sırt ağrıları baş gösteriyor. Dikkat edilmediği takdirde boyun düzleşmesi meydana gelebiliyor. İlerleyen safhalarda hala gerekli tıbbi müdahaleler yapılmamışsa boyun fıtığı ve kireçleme rahatsızlığı kaçınılmaz oluyor.” uyarısında bulundu.

“Masa başında çalışmak zorunda olan kişilerin yanı sıra şoförler de risk altında” diyen Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Çiçek, boyun fıtığına yakalanmamak için alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: “Bakış açınızı ve oturuş pozisyonunuzu 20 dakikada bir değiştirin. Doktorunuzun tavsiye ettiği egzersizleri uygulayın. Kol destekli bir sandalyede, omuzlarınız geride ve ayaklarınız yere değecek şekilde oturun. Sırtınıza ve belinize arkadan destek verin. Ensenize de bir yastık ile destek sağlayın.”

SON ÇARE AMELİYAT
Boyun fıtığı teşhisi konulan hastalara en son olarak cerrahi yöntem uyguladığını dile getiren Op. Dr. Onur Çiçek, şu bilgileri verdi: “Hastaların büyük çoğunluğu için yatak istirahatı, ilaç tedavisi veya fizik tedavi yeterli geliyor. Başlangıçta şiddetli ağrı varsa istirahat ve ilaçlar, ağrı azaldığı dönemde ise fizik tedavi programı öneriyorum. Akut dönemdeki boyun zedelenmelerinde de kısa süreli kullanım için boyunluk verilebiliyor. Ancak uzun süre boyunluk kullanılması boyun kaslarını zayıflatacağı için önerilmiyor. Bunların dışında bazı seçilmiş olgularda enjeksiyonlar yapılarak ağrı azaltılabiliyor.”

Neden kilo veremiyorum?

Atlanta’daki Emory Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, bağırsakta yiyeceklerin sindirimine yardım eden bakterilerin özellikle kirli su içilmesiyle artmasının iştahı da arttırdığını buldular. Dr. Andrew Gewirtz, fareler üzerinde yaptıkları araştırmayla yıllardır tartışılan bu konuya farklı bir boyut getirdiklerini söyledi. Önceki araştırmalarda, aşırı kiloluların sayısındaki artışın, katkı maddesi içeren besinlerin eskiye göre daha çok tüketilmesinden kaynaklandığını ifade eden Gewirtz, kendi araştırmalarının bağırsakta sağlıksız su tüketimiyle oluşan bakterilerin kilo alımında etkili olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.

Sindirim sistemi bakterilerinin sayısındaki artışın içilen suyun kirliliğiyle doğru orantılı olduğunu belirten Gewirtz, temiz su içmenin ve antibiyotik kullanmanın bakteri sayısını normal seviyelere çekebileceğini kaydetti. Diğer yandan ünlü tıp dergisi Journal Science’da yayımlanan araştırmada, aynı bakterilerin metabolizmayı olumsuz yönde etkileyerek kolesterol ile tansiyonun yükselmesine ve diyabete yakalanma riskini artırdığı vurgulandı.

Gewirtz, bir sonraki çalışmasında, kilo verme ameliyatı olan kişilerde sindirim sistemi bakterilerinin nasıl değiştiğini bulmaya çalışacağını söyledi.

En başta ten uyumu önemli…

En başta ten uyumu önemli...

En başta ten uyumu önemli...

Dr. Sari Locker, seksi olmanın yollarını ve bunları geliştirmenin sırlarını anlatıyor.

Muhteşem bir cinselliğe ulaşmanın en kısa yolu, muhteşem seks isteyen bir partnere sahip olmaktır. Dr. Sari Locker, Türkiye’de ‘O Kitaplar’dan çıkan ‘Muhteşem Seks’ adlı kitabında, şöyle diyor: “Bekarsanız, araştırmaya bir partner bularak ve sizin için neyin iyi olduğunu dikkate alarak başlayın. Eğer bir ilişkiniz varsa, partnerinizle sahip olmayı istediğiniz seks hayatını yaratabilirsiniz. Uzun süreli bir seks partneri bulmak her zaman kolay değildir. Bazen, ilk başta sizi çeken, harika bir seks partneri olabileceğini düşündüğünüz kişinin aslında bir fiyasko olduğu ortaya çıkabilir. Seksi sizin için nelerin zevkli hale getirdiğini öğrenmek ve bir partneri, sizin için nelerin iyi kıldığını bilmek biraz zaman ve çaba gerektirir. Uyumlu bir cinsel partnerle birlikte olmak, daha ciddi bir ilişkinin ve muhteşem seksin yolunu açabilir.”

‘İdeal sevgili’ bulmak
Dr. Sari Locker, bekar insanlardan duyduğu en büyük şikayeti aktarırken, “Hepsi kendileri için doğru olan birisini bulamamaktan yakınıyor. Bir partner bulmak kolay değildir. Tek tesellinin çikolata olduğu, kederli, yalnız gecelerden herkes kendi payına düşeni alır. Ama umudunuzu kaybetmeyin. Dışarıda bir yerlerde sizin için (yeterince) doğru birileri var. Yalnızca bakmaya devam edin. Uyumlu partner arayışınızda, zamana ve çaba sarf etmeye ihtiyacınız var. Mümkün olduğunca çok insanla tanışarak işe başlayın” diyor.

Nasıl tanışabilirsiniz?
*Lise ya da üniversitede
* İş yerinde
* Arkadaşlar ya da aile aracılığıyla
* Bir kulüpte, spor faaliyetinde ya da etkinlikte
* İnternet, kişisel ilan ya da çöpçatan servisi aracılığıyla
* Bir barda ya da partide
* Tesadüf eseri

8 konuya dikkat edin
Zeka. Birbiriniz için yeterince zeki olmanız gerekir.
Duygu. Hakkında aynı değerlere sahip olmanız gerekir.
İş. Benzer iş ahlakına sahip olmalısınız.
Aile. Birbirinizin ailesini kabul etmeli ve gelecekte nasıl bir aileye sahip olmak istediğiniz konusunda benzer fikirlere sahip olmak ilişkinin önünü açabilir.
Maneviyat. Ya birbirinizin dini inançlarını paylaşmalı ya da farklılıklarınızı kabul etmelisiniz.
Yaşam. Ne kadar ve nasıl sosyalleşmek istediğiniz konusunda benzer görüşlere sahip olmanız gerekir.
Para. Bu konuda aynı değerleri paylaşmalısınız.
Seks. Cinsel olarak aynı şeyleri sevmeli ve birbirinizle seks yapmaktan hoşlanmalısınız.

4 FARKLI SEKSiLiK

Dr. Sari Locker’a göre, kişisel albeniniz ve seksepalitenizle insanları nasıl cezbettiğinizi anlamanız, uyumlu bir partner ararken size yardımcı olur. Locker, kişinin seksiliğini ifade edebileceği dört farklı yol belirlediğini söylüyor:

ROMANTiK:
Romantik bir seksilik sergilemek için: Sevgilinize çiçek gönderin. Yatak odasını mumlarla donatın. Sevgilinize kokulu yağlarla masaj yapın. Bütün geceyi sevgilinizle kırmızı şarap içerek geçirin. Onunla hayatın anlamı hakkında konuşun. Ona sevimli hayvan isimleri takın, aşk şiirleri yazın. Uyku vaktinde birbirinize romantik hikayeler anlatın. Romantik olmak kur yapmanın bir parçasıdır. Romantik yanı ağır basan bir seksilik, bu tarza ilişki boyunca devam edeceğiniz anlamına gelir.

DOĞAL:
Çaba göstererek elde edebileceğiniz bir şey değildir. Çoğu durumda buna ya sahipsinizdir ya da değilsinizdir. Sade bir çekicilik istiyorsanız şu doğal seksilik özelliklerini bir deneyin: Sevgilinizle çıplak yüzün. Gözlerden uzak, ormanda el ele gezin. Terli terli seks yapın ve birkaç kere orgazm olun. Birlikte kahkahalar atın, spor yapın.
Evde çıplak olarak gezin. Hiç düzeltme yapmadan, ne düşünüyorsanız onu söyleyin. “Seni seviyorum” demekten korkmayın.

CiLVELi:
Cilveli biriyseniz, bu gerçek bir tahrik unsurudur. Partnerinize zekice şakalar yapın. Hediyelerle onu şaşırtın. Sevgilinizi ellerinizle besleyin, gıdıklayın. Kulağına tatlı şeyler fısıldayın. Telefonda seks yapın, cilveli e-postalar gönderin. Odanın bir ucundan ona gülümseyin. Bol bol öpüşün ve bol bol
ön sevişme yapın. Cilveli olmak çok eğlenceli olabilir ve yeni biriyle işleri yürütmenin harika bir yoludur.

EROTiK:
Seksiliğin en açık biçimidir. Bayağı ve edepsizdir, ateşli ve yoğundur ve şüphesiz seksidir! Bunun için, cinsel imalar taşıyan sözler söyleyin. Hatlarınızı açığa çıkaran kıyafetler giyin. Sevgilinizi tahrik etmekten zevk alın. Yatarken seksi iç çamaşırları giyin. Onun için striptiz yapın. Saatlerce ateşli, tutkulu sevişin.
Sevişirken seks oyuncakları kullanın. Yemek ve seksi birleştirin. Farklı ve egzotik pozisyonlar deneyin.

Beyninizi güçlendirin

Beyninizi güçlendirin

Beyninizi güçlendirin

Öğrenmenin beyindeki nöronlar arasındaki bağlantıyı, dolayısıyla belleği de güçlendirdiğini söyleyen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Önder Akyürekli, alzheimer hastalığının yüksek eğitim görmüş kişilerde daha az görüldüğünü söyledi.

Ege Üniversitesi tarafından bu yıl 8′inci kez düzenlenen Sağlık Halk Kongresi’nde beyin sağlığı ele alındı. Kongre kapsamında düzenlenen oturumun ilk konuşmacısı Prof.Dr. Önder Akyürekli, izleyicilere beynin görevleri ve işlevleri hakkında bilgiler verdi. İnsanın doğumuyla birlikte beyninde yaklaşık 100 milyar nörona sahip olduğunu belirten Prof.Dr. Akyürekli, “Tüm nöronların tükenmesi için 120 yıla ihtiyaç var, ancak çeşitli faktörler nedeniyle 70-80 yılda nöronların öldüğünü ve insan yaşamının sonlanmasına neden olduğunu görüyoruz” dedi.

Hastalık öncesi ve sonrasında yapılacak hafıza egzersizleriyle fonksiyon yetersizliklerinin yerine getirilebileceğini belirten Prof.Dr. Önder Akyürekli, öğrenmenin nöronlar arasındaki bağlantıyı, dolayısıyla belleği de güçlendirdiğinin altını çizdi.

ALZHEİMER YÜKSEK EĞİTİM GÖRMÜŞ KİŞİLERDE DAHA AZ

Konuşmasında Alzheimer hastalığına da değinen Prof.Dr. Akyürekli, bu hastalığın bellek, konuşma, algılama, soyutlama, yargılama, problem çözme gibi insani işlemlerin uygulanmasına engel olduğunu ifade etti. Prof.Dr. Akyürekli, alzheimerin yüksek eğitim görmüş kişilerde daha az görüldüğünü; bunun nedeninin de beyni yoracak uzun süreli düşünme eylemi olduğunu belirtti.

STRESİ AZALTMAK İÇİN BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİN

“Stres şişmanlatır ama biz zayıf kalmak istiyoruz” başlıklı konuşmasıyla EÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Doç.Dr. Ali Saffet Gönül Türk insanında sıkça rastlanan bir rahatsızlık olan stresin, daha çok kadınlarda görüldüğünü söyledi. Doç.Dr. Ali Saffet Gönül, bunun nedeninin çocuklar, ev işleri, iş hayatı ve ilişkiler gibi pek çok farklı konunun sorumluluğunu üstlenmeleri olduğunu söyledi.Özellikle çocuk bakımında koruma içgüdüsü nedeniyle stresin üst düzeyde olduğunu vurgulayan Doç.Dr. Gönül, bunun da depresyona yol açtığını belirtti. Depresyon yaşayan kişilerde, değersizlik hissi, iyi haberlere ve gelişmelere dahi sevinememe, ölüm düşüncesi ve çaresizlik hissi görüldüğünü söyleyen Doç.Dr. Gönül, “Genetik yüklülük de kişilerde depresyona rastlanma olasılığını arttırır” diye konuştu.

Doç.Dr. Ali Saffet Gönül, stresi azaltmak için uygulanabilecek yöntemleri şöyle sıraladı:
“Hastaların öncelikle kendilerinde stres yaratanları yazması gerekir. Yazmak, söylemekten farklı olarak kişiyi konu üzerinde düşünmeye sevk eder. Kişiler kendilerinde stres yaratan ve değiştirebilecekleri özelliklerini değiştirmeye çalışmalılar, değiştiremeyeceklerine karşı ise bakış açılarını değiştirmeye çalışmalılar. Gece çalışıp gündüz uyuyan kişilerde metabolizma ve ritim bozuklukları sıkça görülüyor. Bu tip kişilerde ortalama yaşam süresinin normal insanlardan 5 yıl daha az olduğu görülmektedir. Eğer böyle bir durumda karşılaşılmışsa bile gündüz uyunacak yerin karanlık, gece çalışılacak yerin de aydınlık olması gereklidir.”

BAŞ AĞRISI BAŞ BELANIZ OLMASIN
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Fethi İdiman, konuklara baş ağrısı ve migren hakkında açıklayıcı bilgiler sundu. Baş ağrısının nedeninin başka bir hastalıktan mı yoksa başlı başına bir hastalık mı olduğunun netleştirilmesinin hastanın tedavisinde en önemli nokta olduğunu ifade eden Prof.Dr. İdiman, baş ağrısından şikayetçi olan kişi, 10 yaşın altında ya da 50 yaşın üstündeyse ve ağrı bir anda başladıysa, ağrı hafif başlayıp giderek şiddetlendiyse, ağrıyla beraber başka yakınmalar da oluştuysa, ağrı kesiciyle geçmiyor ve kronikleşiyorsa baş ağrısının başka bir hastalığın belirtisi olma riski taşıdığını vurguladı.

BAŞ AĞRISI ORANI YÜZDE 16
Türkiye’de baş ağrısı oranının yüzde 16 olduğunu söyleyen Prof.Dr. İdiman, bu oranın kadınlarda yüzde 22, erkeklerde ise yüzde 11 olduğunu ifade ederken, bu rakamların daha çok gençleri etkisi altına aldığına dikkat çekti. “Baş ağrısı yaşayan insanların, yüzde 53′ü iş görme kaybı yaşıyor ve yatak istirahatı yapıyor. Yüzde 9′u normal yaşamını devam ettirirken, yüzde 38′i bir miktar fonksiyon kaybı yaşıyor” diyen Prof.Dr. Fethi İdiman, baş ağrısının insan hayatını ne derece etkilediğini ortaya koydu.

Migren hastalığıyla ilgili çeşitli bilgilere konuşmasında yer veren Prof.Dr. İdiman, uyku ve beslenme düzensizliği, yorgunluk, hava durumu, koku-ses-ışığın normalden fazla olması, hormonal değişiklikler, travma, stres ve bazı besinlerin migreni tetikleyici etmenlerden olduğunu anlattı.

PROF.DR. FETHİ İDİMAN’DAN TAVSİYE

Katılımcılara fikir verici bir test de uygulayan Prof.Dr. İdiman, şu soruları sordu: “Son 3 ay içerisinde şunlardan birini yaşadınız mı?
Bulantınız var mı?
Işıktan rahatsız oluyor musunuz?
İş yapamadığınız oluyor mu?
Eğer bunlardan 2 veya daha fazlasına “Evet” dediyseniz, migren olma riski taşıyor olabilirsiniz.”
Prof. Dr. Fethi İdiman, ilaç (atak öncesinde ve atak sırasında) veya ilaç dışı yollarla (aerobik, gevşeme hareketleri, masaj ve aromaterapi, akupuntur, bitki özleri) migren tedavisinin mümkün olduğunu belirtti. Prof. Dr. İdiman, hekimin de hastayı tam bilgilendirmesi, yaşam tarzında değişikler yapmasıyla ilgili önerilerde bulunması ve ilaç alımını kontrol etmesi gerekliliğinin altını çizdi.

Üşütmemenin püf noktaları…

Kadınların ayakları daha çok üşüyor!

YAPILAN son araştırmalara göre, kadınların el ve ayakları, erkeklerden tam 9 kat daha fazla üşüyor. Ayak hastalıkları uzmanı Tom Walton, İngiliz Daily Mail
Gazetesi için ayakları sıcak tutma yöntemlerini kaleme aldı. İşte ayakları
üşütmemenin püf noktaları:

Doğru ayakkabı seçimi yapın: Ayaklarınızı sıkan bir ayakkabı kan dolaşımını etkiler ve üşümenize sebep olur.
Yediklerinize dikkat edin: Bol bol K Vitamini tüketin.
Spor yapın: Bu yolla kan dolaşımını hızlandırarak ayaklarınızın üşümesini
engelleyebilirsiniz.
Ayak bakımı yaptırın: Kan dolaşımını hızlandırır ve ayaklarınızın nem ihtiyacınızı giderirsiniz.
Bol su için: Vücudunuzu susuz bırakmak el ve ayaklarınızın üşümesine sebep olur.
Yün veya pamuklu çorap giyin: Naylon çoraplar ayaklarınızın hava almasını
engelleyerek, doğal ısısının kaybolmasına sebep olur.
Ayaklarınızı nemlendirin: Ayaklarınızı nemli tutmak kan dolaşımını hızlandırır ve dolayısıyla üşümeyi engeller.

Yaşamları erkeklere göre çok daha kalitelisiz ve sağlıksız…

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün ‘Kadın ve Sağlık’ raporu, dünya üzerinde bir çok eşitsizliğe maruz kalan kadınların sağlık konusunda da erkeklerin gerisinde olduğunu gösterdi.

Rapor; kadınların erkekler ile aynı sağlık sorunlarını paylaşmasına ve biyolojik nedenlerle daha uzun yaşar görünmelerine rağmen, yaşamlarını genel olarak erkeklere göre çok daha kalitelisiz ve sağlıksız sürdürdüklerini gösterdi.

“KADINLARIN ÖLÜM NEDENLERİ ARASINDA DÖRDÜNCÜ SIRADA İSE ‘SİGARA’ VAR”
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün ‘Kadın ve Sağlık’ raporuna göre, dünyada 20-59 yaş grubu kadınların en önemli ölüm nedenlerini sırasıyla AIDS, doğum ile ilgili sağlık sorunları, kalp hastalıkları, beyin felci oluşturuyor. Rapora göre kadınların hastalıklarında en önemli risk faktörlerinin dördüncüsü ise ’sigara’.

“SİGARA: KADIN ÖLÜMLERİNİN YÜZDE 6′SINDAN SORUMLU”
Dünyada sigara içen 1 milyar kişinin yüzde 20’sini kadınlar oluşturuyor. Sigarayı bırakan veya sigara nedeniyle ölen müşterilerinin yerine yeni müşteriler arayan sigara endüstrisinin kadınları ana hedef olarak belirlemesiyle, erkekler arasında sigara içme oranları düşüşe geçmişken kadınlarda oran hızla artıyor.
Dünyadaki en ciddi önlenebilir risk faktörlerinden biri olan ‘Sigara’nın, kadın ölümlerinin yüzde 6’sından sorumlu olduğunu gösteren DSÖ raporu, sigara içmenin, kadınlarda kronik solunum hastalıklarının yüzde 42’sine, kardiyovasküler hastalıkların yüzde 10′na yol açtığını ortaya koyuyor.
Akciğer kanseri ölümlerinin yüzde 71′inin sigaradan kaynakladığı dünyada eğer acil önlem alınmazsa 20 yaş ve üzeri kadınlarda 2004 yılında 1.5 milyon olan ölüm sayısının, 2030 yılında 2.5 milyona çıkacağını gösteren rapor, bu ölümlerin % 75′ine yakın kısmının orta-düşük gelir seviyesindeki ülkelerde olacağını gösteriyor.

“DSÖ, GENÇ KIZLARDA ARTAN SİGARA KULLANIMINA DİKKAT ÇEKİYOR”
Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Kadın ve Sağlık’ raporu, genç kızlara yönelik artan sigara reklamlarına dikkati çekerek, sigaranın zararlarının cinsiyet ayrımı olmadan anlatılması gerektiğini, her iki cinsin de cinse özel sigaraya bağlı sağlık etkileri konusunda bilinçlendirilmeleri gerekliliğini vurguluyor.
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr Margaret Chan; “Kadın sağlığını korumak ve geliştirmek sadece bugünün değil gelecek nesillerin sorumluluğu olmalıdır. Bu yüzyılda tütün kullanımı bir milyar kişinin hayatına mal olacaktır. Kadınlarda tüketimin azalmasının sağlanması bir çok ölümü durdurabilecektir.” dedi.

“CİNSİYET AYRIMI SAĞLIĞI ETKİLİYOR”
DSÖ’nün ‘Kadın ve Sağlık’ raporu, düşük sosyo-ekonomik düzeydeki ülkelerde varolan sosyal normların, kadınların ve kız çocuklarının sosyal olarak aşağılanmasına neden olduğunu, buna paralel olarak bu durumun sağlıkta eşitsizliği ve kadına özgü sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğini gösteriyor.
3.3 milyar kadının çoğunun orta-düşük gelirli ülkelerde yaşadığı dünyada kadınların sadece yüzde 15′inin yüksek gelirli ülkelerde hayatlarını sürdürüyor.
Bu doğrultuda her üç kadından birinin düşük gelir düzeyli ülkede bulunduğunu gösteren rapor, ekonomik olarak güçlü olmayan ülkelerde yaşayan kadınların çoğunun önlenebilir hastalıklara tutulduğunu ve yaşamlarını kaybettiklerini ortaya koyuyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Kadınlar Günü tüm yurtta düzenlenen etkinliklerle kutlandı. Kutlamalarda renkli görüntüler oluştu. Bazı merkezlerde kadınların erkeklerle birlikte kutlama yaptığı görülürken bazılarında ise kadınlar eylemlere erkekleri davet etmedi…

İstanbul Kadıköy’de yüzlerce kadının katıldığı mitingde, yoğun güvenlik önlemi alındı. Çeşitli sivil toplum örgütlerine üye yaklaşık bin kadın, Kadıköy’deki bir alışveriş merkezi önünde toplandı. Kadın haklarına dikkat çeken çeşitli pankartlar taşıtan kadınlar, sloganlar eşliğinde İskele Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı yürüyüş sırasında, zihinsel engelli bir genç elindeki tahta kılıç ile grubun önüne geçti. Şarkılar söyleyip bir süre grubun yürümesini engelleyen genci uzaklaştırmak isteyen polis memurları kadınlar tarafından engellendi. Kadınlarla birlikte bir süre yürüyen genç, daha sonra gruptan ayrıldı. Renkli geçen yürüyüşün ardından kadınlar Kadıköy İskele Meydanı’na ulaştı.

Arama noktalarında güvenlik güçleri tarafından üstleri aranan kadınlar, daha sonra miting alanına girdi. Üst aramaları sırasında bir kadının elinde bulunan bir postere de el konuldu. Mitinge gelinlikle katılan, ağzı bantlı ve elleri zincirli bir kadın ise dikkat çekti. Saygı duruşunda bulunan kadınlar daha sonra basın açıklaması yaptı. Özlem Doruköz yaptığı basın açıklamasında, “Kadınlar yüzyıllardır hakları ve özgürlükleri için mücadele ediyorlar. Zoru yenmenin, özgürleşmenin yolu mücadeleden, direnişten geçmektedir. Kadınlar haklarını alana kadar, kurtuluşlarını sağlayana kadar her türlü bedeli ödemeye hazırlardır” dedi. Açıklamaların ardından Pınar Sağ ve Grup Eftelya konser verdi. Eyleme katılan kadınlar şarkılar eşliğinde halay çekip eğlendikten sonra olaysız şekilde dağıldı.

Taksim’de İSE gün boyunca toplanan farklı gruplar, gerçekleştirdikleri çeşitli etkinliklerle ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü bir gün önceden kutladı.
Emekçi Kadınlar (EKA) üyesi yaklaşık 40 kişilik grup, Taksim Meydanı’nda toplanarak 1910 yılında başlayan Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 100′üncü yılını kutladı. ‘Yaşasın Dünya Emekçi Kadınlarının Kapitalizme Karşı Savaş Günü’ yazılı pankart taşıyan grup, Galatasaray Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüş boyunca ‘Kadın erkek el ele yürüyoruz devrime’, ‘Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’, ‘Tekel yürüyor kavga büyüyor’ sloganları atan topluluk, Galatasaray Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından da türküler söylendi.

ANKARA

Başkentte 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla çeşitli sol gruplar eylem yaptı. Abdi İpekçi Parkı’nda toplanan yaklaşık 200 kişilik grup, “Cinsel, hukuksal, sınıfsal sömürgeye son”, “Kadın erkek elele mücadaleye”, “8 Mart Kızıldır, kızıl kalacak” diye slogan attı. Grup adına yapılan bir basın açıkması yapan Merve Çakmak, tüm dünyada kadınları için eşit ve özgür bir ortam olmasını istedi. Kadınların birçok ortamda şiddete maruz kaldıklarını belirten Çakmak, kadın haklarının yasalarla güvence alınması gerektiğini belirtti. Çakmak, cezaevlerinde yatan kadınlar için de özgürlük istedi.

TRABZON

Trabzon Atatürk Alanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde bir araya gelen KESK Şubeler Platformu üyesi bir grup kadın, ellerindeki meşaleleri yakıp ”Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var” yazılı dövizler açıp, ”Kimsenin namusu olmayacağız” şeklinde slogan attı.

Erkeklerin de destek verdiği kadınlar, daha sonra bir süre alkışlar eşliğinde düdük çaldı.

Basın açıklamasının ardından gruptakiler, daha sonra düdük çalıp slogan atarak, kadınlar için organize edilen kokteyl, müzik ve tiyatro etkinliği için Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’ne doğru yürüyüşe geçti.

Polislerce izinsiz olduğu için slogan atmamaları yönünde uyarılan, ancak sessizce yürüyeceklerini söylemelerine rağmen sloganlar eşliğinde yürüyen kadınlar, Uzun Sokak’ta ekiplerce durdurulup yeniden aynı konuda uyarıldı. Bunun üzerine slogan atmadan ve düdük çalmadan yürüyen gruptakiler, sessizce Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’ne ulaşarak kendileri için organize edilen etkinliğe katıldı.

KOCAELİ

Kocaeli’nde Hürriyet ile Cumhuriyet caddeleri arasındaki Yürüyüş Yolu’nda toplanan Kocaeli Halkevleri üyesi bir grup kadın, ellerinde pankartlarla bir süre slogan attı.

Daha sonra 4 kadın, yol üzerinde kadın sorunlarını anlatan skeçler sundu. Skeçlerde üniversiteye gitmek isteyen kızın maddi imkansızlıklar yüzünden gidemediği, iş arayan ve çocuğunu kreşe götüremeyen, eşinden dayak yiyen kadınlar konu alındı.

Skeçlerin ardından yürüyüşe geçen grup, Sabri Salim Parkı’nda toplandı.

Burada grup adına basın açıklamasını okuyan Neriman Koç, 100 yıl önce başlayan kadın hareketinin ardından kadınların hayatın her alanında mücadele etmeye devam ettiğini söyledi. Grup, açıklamanın ardından dağıldı.

ADANA

Adana 5 Ocak Meydanı’nda bir araya gelen bir grup kadın, Çakmak Caddesi’nden İnönü Parkı’na kadar yürüdü. Platform üyesi Güzin Tolga, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün ABD’nin New York kentinde 40 bin kadının greviyle başladığını hatırlattı.

Kadınların çocuklar gibi yedek iş gücü olarak görüldüğünü savunan Tolga, ”Kadın olmak demek sadece ikinci sınıf insan olmak demek değil, aynı zamanda kendi yaşamın üzerinde söz söylediğinde ya da sana dayatılanlara karşı çıktığında ölmek demek” dedi.

Şiir ve müzik dinletinin ardından, grup dağıldı.

MERSİN

Mersin’de, BDP İl Kadın Kolları Teşkilatınca ”8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla etkinlik düzenledi. Muhtemel izinsiz gösterilere karşı önlem alan polis, etkinlik sonrası çocuklara armağanlar verdi.

Şevket Sümer Mahallesi’ndeki BDP Akdeniz İlçe Teşkilatı önünde gerçekleştirilen etkinliğe çok sayıda vatandaş katılırken, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ekipleri muhtemel izinsiz gösterilere karşı önlem aldı.

Etkinliğe katılanlardan bazılarının zaman zaman terör örgütü elebaşı lehine slogan atması üzerine tertip komitesi bu kişilere uyarıda bulundu. Olaysız sona eren etkinliğin ardından tertip komitesi üyeleri, emniyet güçlerine teşekkür etti.

Etkinlik öncesi önlem alan polis ise etkinlik sonrasında dağılan çocuklara top, çerez, meyve suyu, bisküvi ve keklerden oluşan armağanlar verdi.

DİDİM

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Didim Emekçi Kadınlar Platformu’na bağlı kadınlar yürüyüş yaptı. Didim Belediyesi önünde toplanan yaklaşık 50 kişilik kadın grubuna az sayıda erkek destek verdi. Yürüyüşte kadınlar “Kadınız yaşamın yarısıyız.” “Yoksulluk ve şiddet kader değildir”, “Seni dinledim 3 çocuk doğurdum, 3′ü de aç”,”Kadın erkek birlik, iş emek özgürlük” yazılı dövizler taşıdı. Didim Merkez Camii önünde toplanan grup adına basın açıklamasını EMEP İlçe Kadın Kolları Başkanı Zehra Başkaya okudu. Toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliğin derinleştiğini, toplumun öfke ve cinnet atmosferine sürüklendiğini belirten Başkaya, şöyle konuştu: “Emperyalist – kapitalist sistem, yaşadığı krizin faturasını emekçilere çıkarırken, uyguladığı neoliberal politikalarla beraberinde özelleştirme, taşeronlaştırma, esnek, sendikasız ve güvencesiz bir çalışma hayatını, işsizliği, yoksulluğu, açlığı getiriyor. Emekçilerin yaşamı her geçen gün daha da çekilmez hale geliyor. Şimdi AKP susacak kadınlar konuşacak. Emperyalist kapitalist sistemin bölgedeki yeni dönem sözcülüğüne soyunan AKP hükümeti, bu acımasız sömürü politikalarının uygulayıcısı olmayı tereddütsüz sürdürüyor. Yaşanan ekonomik krizin faturası emekçilere çıkarılıyor, yoksul halkın yaşam koşulları daha da ağırlaşıyor.” Basın açıklaması ve yürüyüş esnasında yağan yağmur kadınların yürüyüşünü engelleyemezken, yürüyüş esnasında güvenlik tedbiri alan emniyet güçlerinin sayısının fazlalığı gözlerden kaçmadı. Yürüyüş olaysız sona erdi…

Varise ne iyi gelir

Kilonun Getirisi: Varis!

Genellikle bacaklarda görülen varis, sadece estetik bir sorun değil, sağlık problemidir. Hafife almayın!

Varise sebep olan etkenlerin başında, pek çok hastalık gibi, kilo problemi geliyor. Varis bazen, kalp hastalıklarının da habercisi olma özelliği taşıyor. Lazerden cerrahi yöntemlere kadar çok fazla tedavi çeşidi olan varisten kurtulmak için, erken teşhis önem taşıyor.

Varis, toplardamarların uzaması ve çapının artması demektir. Bu oluşum, vücudun herhangi bir toplardamarında oluşabiliyor. Ancak vücutta en büyük baskı ayaklarda oluştuğu için, varisin en sık görüldüğü yer de bacaklar oluyor.

Varisin oluşumda etkili olan pek çok faktör var: Kilo, hamilelikte yaşanan hormon değişimi, östrojen içeren ilaç kullanımı, uzun süre oturarak çalışmak, sürekli ayakta kalmak, sporsuz hayat, sigara ve alkol, yaşlılık…

Hamilelik, uzun süreli doğum kontrol hapı kullanmak ve hormonal etkenler, varisin kadınlarda daha sık görülmesine neden oluyor. Ayrıca, genetik kimlik de bu oluşuma büyük etki ediyor. Annesinde varis olan kadınlarda, sıklıkla bu hastalık ortaya çıkıyor.

Varisin ilk belirtileri, bacak ağrıları ve gece krampları ile kendini gösteriyor. Bir ileriki safhada ise, bacaktaki toplardamarlar belirginleşiyor.

Uzun süre ayakta duran veya oturan kişiler, fırsat buldukça ayaklarını yukarı kaldırıp, dolaşımın rahatlamasını sağlamalılar. Bunu yapamadıkları zaman, bacaklarını ileri ve geri hareket ettirerek, baldırdaki kasları çalıştırmalılar. Her fırsata, bacakları kalp seviyesinin üstünde olacak şekilde uzanıp dinlenmek gerekiyor. Ayrıca spor yapmak çok önemli!

Varis Olan Kişiler Ne Yapmalı:

Varisten kaçınmak için, uzun süre hareketsiz oturmaktan kaçının. Belirli aralılarla hareket edin.

Uzun süre ayakta kalmayın. Uzun süre ayakta kalacağınız günler, topuklu ayakkabı giymeyin.

Fazla kilolardan kurtulun. Sigara içmeyin, alkol tüketmeyin.

Çok sıcak suyla banyo yapmayın. Kaplıca ve sauna gibi, aşırı sıcak ortamlardan uzak durun.

Dar pantolon ve iç çamaşırı giymeyin.

Destekli çorap giyin.

Düzenli spor yapın.

Her akşam soğuk suyla duş masajı yapın.

Sırtüstü yatarak bisiklet çevirme egzersizi yapın.

Erken teşhis büyük önem taşıyor. Şikayetleriniz varsa, mutlaka bir doktora gidin.

Selülite ne iyi gelir

Selülit, tek başına geçmeyen, mutlak müdahale gerektiren güzellik sorunları arasındadır. Ancak selülit kabusunuz olmasın çünkü kurtulmak artık mümkün!

Bu sıkıntıyı halledebilmenin en etkili yolu, yürüyüş yapmak ve yüzmek! Eğer spor yapmaktan hoşlanmıyorsanız, bacaklarınıza etki eden basit hareketler, işinizi kolaylaştıracaktır.

İşte size selülite karşı mücadele etmenin yolları:

Doğal ürünler satan yerlerden alacağınız yarım kilo deniz tuzu! Küveti doldurun. İçine bir avuç tuz attın.

İçine girin ve 15 dakika dinlenin. Deniz tuzu, dokulardaki su birikimini ve toksinleri, vücutta kolayca atmaya yardımcı olur. Bu sayede vücuttaki şişlikler iner ve vücut sıkılaşır.

Bir gecede selüliti yok etmek, maalesef mümkün değil. Ancak birkaç hafta boyunca, düzenli olarak selülit kremi sürerseniz, portakal görünümünde ciddi olarak bir azalma olacaktır.

Vücudunuzdaki ödemi atmak için, tırtıklı bir selülit fırçasıyla, problemli bölgelere her gün masaj yapın. Bu uygulama, cildi besler ve düzgünleştirir. Selülit tedavisinde spordan sonra, en önemli yeri masaj alır.

Ciltteki kan dolaşımını hızlandırmak için, buz küpleriyle ovmak, etkili bir yöntemdir. Buz küplerini bir havluya sarın. Sabah ve akşam selülitli bölgeyi bununla ovun. Hep yukarıdan aşağıya, buzlar eriyinceye kadar masaj yapın. Ancak dikkat etmeniz gereken bir konu var: Varis hastalığı geçirdiniz veya hastaysanız, bu yöntemi uygulamayın.

Kan dolaşımının hızlanması için, banyoda suyla biraz oynamak da işe yarar. Sıcak suyla başlayıp, soğuk suyla biten bir duş, mutlaka fayda sağlamaktadır. Bunu her sabah yaparsanız, dokularınız da sıkılaşır.

Kalça ve bacaklardaki sorunlu bölgelere, sırasıyla 3 kez sıcak ve 3 kez de soğuk suyu uygulayın.







oyun komedi sohbet siteleri