Bembeyaz dişler harika gülümseyişler

Sağlık konusunda kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek ve uzmanların önerilerine uymamak çoğu zaman bizi sağlığımızdan ediyor. Özellikle ağız ve diş sağlığı konusunda sınıfta kalan ülkeler arasında Türkiye ilk sıralarda yer alıyor. Doğru bildiğimiz yanlışlar ve çoğu zaman önemsenmeyen detaylar ağız ve diş sağlığımızın bozulmasında büyük rol oynuyor.

Dt. Hacer Esved Alireisoğlu, ağız ve diş sağlığında sık yapılan hatalar hakkında bilgi verdi.

Yemeklerden Hemen Sonra Diş Fırçalamayın
Yemeklerden hemen sonra dişleri fırçalamak besinlerdeki asitlerin ağızda dağılmasına neden olduğu için dişleri zayıflatıyor. Dişleri yemeklerden en az bir saat sonra fırçalamak daha uygun.

Diş Macununu Islatmayın
Diş macununun bilinenin aksine suyla ıslatılmaması gerekir. Islanan diş macunu etken maddesini kaybeder. Diş macunu leblebi tanesi büyüklüğünde kullanılmalıdır. Unutmayalım ki; diş macunu sadece diş fırçalamayı kolaylaştırıcı bir ajandır.

“Ne Kadar Uzun Süre Fırçalarsam O Kadar İyi” Diye Düşünmeyin
Diş temizliği hakkında bilinen yanlışlardan biri de dişleri uzun süre ve sert şekilde fırçalayarak daha çok bakteri öldürüldüğü inancıdır. Yapılan araştırmalar iki dakikayı aşan fırçalamanın daha çok bakteri öldürmediğini gösteriyor. Dişlerin günde en az bir kez iki dakika süreyle çok sert olmadan fırçalanması ve diş ipi kullanımıyla ideal bir diş temizliği sağlanabilir. Sigara, çay ve kahve tüketimi fazla olanlarda meydana gelen dil pası kokuya neden olabilir. Bu durumda dişler fırçalandıktan sonra dili de fırçalamak gerekir.

Arıtıcı Gıdalar Tüketin
Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış mısır ve kereviz özellikle yemek aralarında tüketildiğinde mekanik bir temizlik sağlayacaktır.

Elma Sirkesiyle Gargara Yapın
Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın. Sirke, lekelerin yok olmasına, dişlerinizin beyazlamasına ve dişetlerinizdeki mikropların ölmesine yardım eder.

Ağız Kokusu İçin “Kahve Çekirdeği” Çiğneyin
Ağız kokusu gündelik yaşamda insanı sosyal ve psikolojik olarak etkileyen bir rahatsızlıktır. Kötü ağız kokusu, hem kişiyi etkiler hem de çoğu zaman mahcubiyete sebep olur. Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Kahve çekirdeği çiğnemek bu sülfür bileşenlerini ortadan kaldırır.

Keyifli Bir Keşif “Kakao”
Kakao çekirdeğindeki antibakteriyal içerik nedeniyle, çikolata dişlere zarar vermiyor. Şekerlemeler ise dişlerin baş düşmanı. Meyve sularındaki asit ise her türlü dişe zararlı. Aynı şekilde laktoz içeren süt de, diş çürüklerine yol açıyor.

Yemeği Peynirle Sonlandırın
Meyve suları, tatlılar, sert kıvamlı şekerler, karamel, muz gibi yiyecekler dişlerde çürük oluşturma riskini artırıyor. Tatlı yedikten sonra süt, ayran içmek ve peynir yemek, şekerin ve ortaya çıkan asidin zararlı etkilerini önler. Ph seviyesini kontrol ettiğinden dişler için koruyucu kalkan oluşturur.

Diş Ağrısı

Diş ağrıları genellikle zonklama şeklinde ve oldukça rahatsız edici olarak duyulur. Ağrı gittikçe şiddetlenir ve bazen dayanılmaz bir hal alır. Özellikle abse gibi iltihabi bir durum varsa dışarıdan farkedilecek kadar şişliklere neden olabilir. Sıcak – soğuk hassasiyeti ve dişe bastırınca hassasiyet artar. Dişlerde minik kırılmalar görülebilir.

Ağrı başladığında;

Diş aralarında kalmış yemek artığı, vb.. olup olmadığını kontrol etmek; varsa dişe zarar vermeden ve ağrıyı artırmadan temizlemek işe yarayabilir.

Bilinçsiz ve aşırı ağrı kesici kullanımından kaçınmak gerekir.

Bilinçsiz ağrı giderme yöntemlerinden kaçınmak ( ağrıyan diş üzerine ağrı kesici konması, alkollü pamuk uygulaması, vb.) gerekir.

Kesinlikle ağrıyan diş üzerine ASPİRİN ya da herhangi bir ağrı kesici ilaç uygulanmaz. Kimyasal yapıları nedeni ile bu gibi ilaçlar diş etinde ve çevre yumuşak dokularda tahrişlere neden olabilir.

Diş üzerinde çürük nedeni ile oyuk oluşmuşsa buraya çok az karanfil yağı (eugenol) emdirilmiş pamuk koyulabilir. Eugenol ağrının azalmasını sağlayacaktır.

Yine bir miktar karanfil çiğnemek, ya da karanfili toz haline getirip ağrıyan diş üzerine uygulamak az ağrılı durumlarda işe yarayabilir. Fakat fazla miktarda ve uzun süre uygulanması halinde diş etinin tahriş olacağı unutulmamalıdır.

Diş ağrısı başladığında vakit kaybetmeden bir diş hekimine gitmekte fayda vardır.

Diş ağrısının ızdırabından kurtulabilmek için sadece bu mucizeye ihtiyacınız var…

Karanfil tomurcuklarında ogenol (ojenol) adı verilen hidrokarbon, şahsilik
asit ve karyofıllin içeren bir uçucu yağ (esans) bulunur

Karanfılyağı da denilen bu esans, diş hekimliğinde sıkça yararlanılan antiseptik ve ağrı kesici ilaçların yapımında kullanılır. Karanfil tomurcukları ise, bazı reçel, yemek, turşu ve baharatlı şarapların yapımında çeşni olarak kullanılmaktadır.

Karanfil tomurcuklarının ve karanfilyağının sağlığa yararlı etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:

1. Karanfil tomurcukları uyarıcıdır. Özellikle sindirim sistemi üzerinde uyarıcı etki yapar.
2. Gaz söktürücüdür.
3. Mide bulantısını bastırır. Kusmaları önler.

Bu etkilerinden yararlanılmak üzere piyasada satılan karanfil tomurcuklarından bir tutam (7-8 tane) alınıp 1 bardak kaynar suya atılır. 10 dakika demlendirilerek hazırlanan infüzyon ılık olarak içilir.

1. Karanfil tomurcukları nefesin kötü kokusunu yok eder. Bunun için tomurcuklar ağızda çiğnenip sert bakiye tükürükle atılır ya da yukarda tarifi verilen infüzyonla gargara yapılır.

2. Karanfil tomurcuğu ağrı kesici ve hafif uyuşturucudur. Bu etkilerinden yararlanılarak diş ağrısını kesmekte kullanılır. Bir adet karanfil tohumu ağıza alınır. Ağrıyan çürük dişin yakınına getirilir ve bir süre orada tutulur ya da gene piyasada satılan karanfilyağı biraz pamuğun üzerine damlatılır ve pamuk ağrıyan dişe bastırılır.

3. Karanfılyağı romatizma ve nevralji ağrılarının hafifletilmesinde yararlı olur. Bunun için karanfilyağı ağrılı yerlere dıştan ovuşturularak uygulanır..

Gönderen İsim/Mail: nmnm

Porselen Laminat Veneer

Porselen Laminat Veneer ( Yaprak Porselen Kaplama )
Estetik diş hekimligi, gerek koruyucu yaklaşımı gerekse fonksiyonel ve görsel açıdan çok çarpıcı sonuçlar almamızı saglayan tedavi opsiyonları ile diş hekimliginde sunulan hizmetler arasında hayatımızı en çok etkileyenlerin başında gelmektedir. Diş hekimliginin tüm alt branşlarından destek alan estetik diş hekimligi uygulamalarından porselen laminat veneer ise adeta bu dalın mihenk taşıdır. Bu uygulamanın diş hekimliginde yer bulması ile çapraşık dişlerin küçültülerek üzerlerinin porselen kuronlarla kaplanması işlemi tamamen terk edilmiştir.

Porselen laminat veneer uygulamalarında dişlerin mine kısmında çok minör seviyelerde aşındırma/pürüzlendirmeler yapılarak dişlerin ön yüzeylerine porselen yaprakçıklar yapıştırıl­maktadır. Bu yaprakçıklar 0,4-0,6 mm inceliğinde olduğundan ışık geçirgenlikleri çok yüksektir ve bu sayede gerçek diş görüntüsü en ideal şekilde taklit edilebilmektedir. En önemlisi de, diş yüzeyinde yapılan bu pürüzlendirme işleminde sağlıklı diş dokusunun adeta tamamı korunmakta ve sadece dişlerin ön yüzeyine yapılan bu ek sayesinde hem tek başına bir diş, hem de tüm gülüş bambaşka bir görünüme kavuşa bilmektedir.
porselen_laminate_veneerBu kadar ince porselen yaprakçıkların kırılgan olduğu düşünülebilir. Ağızda dişle buluşana kadar da öyledir Hem yapım aşamasında hem deağıza uygulamada son derede titiz ve hassas manüplasyon gerektirir. Hem hazırlık, hem bitim aşamasında çok doğru ve hassas tekniklerle uygulandığında, diş yüzeyine yapıştırıldıktan sonra adeta dişlerle bir bütün olur. Son yıllarda porselenlerin dişe yapıştırıl­ması konusundaki gelişmeler sayesinde, bu porselenler, dişlere çiğneme esnasında gelebilecek farklı yöndeki kuvvetlere ve bunların yaratacağı streslere karşı da dayanıklıdırlar.
Porselen laminat veneerlerin kullanım ömrü de son derece uzundur. Pek çok durumda doğal diş yüzeyinden daha pürüzsüz yüzeye sahip olduklarından, doğal dişlere göre çok daha az bakteri plağı tutunmasına yol açarlar. Bakımları son derece kolaydır. Dişlerinize ve dişetlerinize uyguladığınız diş fırçalama ve diş ipi kullanımından daha farklı bir bakım gerektirmezler.

Porselen laminat veneerlerin diğer bir avantajıda porselen yüzeyin renginde herhangi bir değişikliğin olmaması vehiç bir şekilde leke tutmamasıdır. Uygulama sonrası uzun yıllar rengini korur.

Şarabın zararları

Alman uzmanlar beyaz şarabın dişler için zararlı olduğunu öne sürdü.

Nutritional Research dergisinde çıkan araştırmaya göre, farklı asit içeriklerine sahip şaraplar arasında en kötüsüne sahip beyaz şarap, taş minesine daha çok zarar veriyor. Bu noktada beyaz şarabın kalitesi ya da içerdiği alkol değil, sertlik derecesi ve dişle temas süresi kilit rol oynuyor. Aynı zamanda peynir yemek ise bu besin maddesi kalsiyum açısından zengin olduğu için, şarabın dişe vereceği zararın etkilerini azaltıyor.

Johannes Gutenberg Üniversitesinden uzmanlar, bu tezlerini kanıtlamak için bir yetişkine ait dişi beyaz şarap içinde bir gün bekletti. Deneyin sonunda diş minesinin yüzeyindeki kalsiyum ve fosforun 60 mikrometre kadar aşındığı tespit edildi.

Uzmanlar, içkiden sonra dişler fırçalansa bile dişin yıllarca böyle bir etkiye maruz kalmasının mineye verdiği zararı azaltmadığına dikkati çekti. Öte yandan, dişin aşırı fırçalanmasının da işleri daha kötü yaptığı ve mineye yine zarar verdiği belirtildi. Ancak uzmanlar beyaz şarabın kalsiyum açısından zengin çeşitli peynirlerle içilmesinin diş aşınmasının önlenmesi açısından faydalı olabileceğini kaydettiler.

Profesör Damien Walmsley, bir kadeh beyaz şarabın yemekte içilmesini; en az yarım saat geçtikten sonra dişlerin fırçalanmasını tavsiye ediyor.

Diş beyazlatmanın yolları

Günümüzde herkes artık inci gibi beyaz dişlere sahip olmak istiyor. Ama çoğu zaman diş beyazlatmayla ilgili doğru bilinen yanlışlar nedeniyle, doktora gitmek yerine dişlere zarar veren yöntemler uygulanıyor. Dişlerini beyazlatmak için çamaşır suyuyla fırçalayan da var tuzla ve karbonatla da! Oysa bir diş hekimine giderek, hem hayalinizdeki dişlere kavuşabilir hem de dişlerinize zarar vermemiş olursunuz!

Güzel görünmenin ilk adımı kuşkusuz güzel bir gülüşle başlıyor. Güzel ve etkileyici bir gülüşün şartı ise elbette ki inci gibi beyaz ve sağlıklı dişler! Günümüzde herkes artık inci gibi beyaz dişlere sahip olmak istese de; hala diş hekimi yerine ‘çamaşır suyu’ ya da ‘karbonat’a başvuranların sayısı da bir hayli fazla! Diş beyazlatma yani bleaching hakkındaki kulaktan dolma bilgiler ve önyargılar nedeniyle dişlere zarar veren yöntemlere başvurulduğunu söyleyen Diş Hekimi Dt. Diler Karakaya, diş beyazlatmayla ilgili doğru bilinen yanlışları anlattı:

1- SERT FIRÇA KULLANMAK VE SERT FIRÇALAMAK DAHA ÇOK BEYAZLATIR: Sert diş fırçası kullanmak dişin minesine daha çok zarar verir ayrıca sert ve yanlış şekilde fırçalamak ise dişlerimizin aşınmasına ve hassasiyete sebep olabilir. İyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaları kullanılır. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise dişleri temizlemeyebilir.

2- DİŞ MACUNUNU FAZLA KULLANMAK DİŞLERİ ÇİZER:
Diş macununun miktarından çok içindeki granüllerin büyüklüğü önemlidir. Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Önerimiz; fırçanın üzerine konulan macun miktarının ‘mercimek tanesi’ kadar olmasıdır.

3- ÇAMAŞIR SUYUYLA FIRÇALAMAK BEYAZLATIR: Çamaşır suyu ile dişleri fırçalamak kesinlikle çok sağlıksızdır; asla yapılmamalıdır! Çamaşır suyu, hem dişlerimizin yapısına hem de çevredeki ağız dokumuza zarar verebilir.

4- KARBONAT VE TUZLA FIRÇALAMAK BEYAZLATIR: Karbonat ve tuz, büyük granüllü olduğu için dişin doğal yapısını zamanla bozup daha çok renkleşmelere neden olabilir. Bu nedenle özellikle uzun süre karbonat ve tuzla dişler fırçalanmamalıdır.

5- BEYAZLATMA DİŞLERİ DAHA ÇOK SARARTIR: Dişleri beyazlatmak yani ‘bleaching’ aksine dişlerin rengini daha çok açmak için yapılır . Hekimin tavsiye ettiği gibi beslenirsek; yani beyazlatma süresince dişleri boyayacak (çay, kahve, kola, sigara vb.)maddelerden uzak durur ve rutin ağız bakımımızı yaparsak böyle bir durum söz konusu olmaz

Diş çürüklerine dikkat

Adana Dişhekimleri Odası Başkanı Asım Savaş, huzurlu ve sağlıklı olmak için ağız ve diş sağlığına önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Savaş, Emniyet Müdürlüğü ile yapılan protokol kapsamında, polis ve ailelerine ‘Diş Sağlığı’nın Önemi’ konulu seminer verdi. Dişte oluşacak küçük bir çürüğün insanı ‘şiddetli ağrı’ ile zorda bırakacağını anlatan Savaş, dişhekimine gitmekten çekinilmemesi gerektiğini dile getirdi. 6 ayda bir düzenli olarak dişhekimine gidilmesini tavsiye eden Savaş, bu şekilde diş çürüklerinin de önüne geçilebileceğini anlattı.

Ağızda oluşan çürük ve bakterilerin böbreklere de zarar verdiğini belirten Savaş, tüketilen gıdalara da dikkat edilmesi uyarısında bulundu. Savaş, diş sağlığı için gerekli B vitamininin bulunduğu yoğurt ve balığın tercih edilmesini, süt tüketilmesini, mümkünse zeytinyağı kullanılmasını istedi.
Diş sağlığı konusunda önemli olan bir malzemenin ise diş fırçaları olduğunu ifade eden Savaş, çocuklara ağızlarında rahat dolaştırabilecekleri fırçalar alınması gerektiğini söyledi.

Dişleri fırçalarken bütün dişlerin temizlenmesi gerektiğini vurgulayan Savaş, “Çocuklar seviyor diye tatlı, çikolata ve şekeri bolca tüketmesine izin vermeyin” uyarısında bulundu. Savaş, şöyle devam etti:

“Şeker bir saat içinde ağızda bakteri üretmeye başlar. Çocuğunuza orantılı şeker verin ama aynı zamanda bakteriyi de ortadan kaldırmak için dişlerini fırçalamasını sağlayın. Sindirim ağızda başlar iyi öğütülmemiş besin maddeleri midede asit oluşturur. Bu, safra kesesine de zarar verir. Yiyecekler küçültülerek yenirse mide ve safra kesesi rahat çalışır. Onun için çocuklarınızın dişlerini mutlaka takip edin. Çene kapanıp açılırken alt ve üst dişlerin birbirine baskısı bin 260 kg’dır. Çürükler oluşan bir diş bu baskıya dayanamaz.”

Diş eti hastalığı

Dr. Erkan Gökçek, diş hekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük ağız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası, diş ipliği veya diğer temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi mevcut diş plağı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.” dedi.

Dişeti hastalığının erken döneminde tedavi, dişler üzerindeki eklentilerin (plak ve diştaşı) uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını kapsadığını söyleyen Dr Gökçek, “Bu işlem dişetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanların uzaklaştırılmasını sağlar. Genellikle bu tedavi, dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterli olduğunu belirtti. Gökçek dişeti hastalığının erken döneminde vakaların çoğunluğunda, diştaşı temizliği, plağın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını takiben günlük etkin ağız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir. Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebileceğini vurgulayan Gökçek açıklamasına şöyle devam etti.

“Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sağlamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır. Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz. Şeklinde konuştu…

Kadıköy Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi

Santral :0 (216) 330 4821

Faks :0 (216) 349 6891

Adres :Tıbbiye Cd. No: 2

Email :istanbulkadikoy.adsm@saglik.gov.tr

Ağız Kokusu nasıl önlenir

Ağzınız mu kokuyor işte çözümleri;

Ağız kokusu pek çok kişide sık rastlanan bir durum. Anormal ağız kokusunun, sebep olduğu sosyal problemler yanında biyolojik problemlere de neden olabileceği belirtiliyor.
Ağız kokusu pek çok kişide sık rastlanan bir durum. Sağlıklı kişilerde dahi özellikle sabah uyanıldığında çirkin bir koku bulunabildiğini belirten uzmanlar, anormal ağız kokusunun, sebep olduğu sosyal problemler yanında biyolojik problemlere de neden olabileceğini söylüyor. Anormal ağız kokusunun kişilerin sosyal yaşantılarında kendilerine olan güvenlerinin kaybedilmesine yol açabildiğini kaydeden Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, ağız kokusunun nedenleri ve önlemenin yolları hakkında bilgi verdi. Ağız kokusunda altta yatan sebep, çoğunlukla dil çıkıntıları arasına yerleşen bakterilerin oluşturduğu uçucu sülfür bileşikleridir. Kötü ağız kokulu bireylerde bu miktarlar çok daha yüksektir. Ağızda yerleşmiş olan bu bakteriler ağız kokusunun oluşmasında önemli rol oynar. Özellikle dilin en arka bölgesinde yerleşen mikroplar daha fazla koku yapar. Sakız etkili olabilir En önemli neden ağız hijyeni olduğundan, dil sırtında yerleşik olan bakteriyel birikimleri ortadan kaldırmak önemlidir. Bu nedenle birikim gösteren bakterileri kazıyıcı bir alet ile dil sırtının kazınması oldukça önemlidir. Ayrıca antiseptik gargaralar bakterilerin yeniden çoğalmalarını engelleyebilir. Sakız çiğnemek salyanın debisini ve yapışkanlığını artırarak, dil sırtına yıkama etkisi oluşturur ve bakteri çoğalmasını kısmen engeller. Çinko içeren gargaralar daha fazla uçucu sülfür bileşikleri bağlar ve bu yüzden ağız kokusu tedavisinde faydalıdır. Uçucu sülfür bileşiklerini bloke eden diğer bir madde sodyum bikarbonatlı diş macundur. Hasta hergün diş fırçalamaya ve bu sırada dilini de fırçalamaya alışmalıdır. Özellikle dil kökünün sert ve güzel olarak fırçalanması gerekir. Ağız kokuları üç başlıkta incelenir ve hepsinin tedavileri birbirinden farklıdır.

1. Normal ağız kokusu: Her sağlıklı birey sabah uyandığında sindirim kanalında biriken gazlar veya dil sırtında çoğalan bakterilerin oluşturduğu uçucu sülfür bileşikleri sebebiyle ağız kokusu duyabilir. Özellikle proteinden zengin yiyecekler (et, balık, yumurta) daha fazla ağız kokusuna neden olmaktadır. Dil sırtını fırçalamak ve sürekli olmamak şartıyla klorheksidin veya çinko içeren ağız gargaraları kullanmak ve sakız çiğnemek bu durumu azaltabilir.
2. Anormal ağız kokusu: Ağız kokusu olan hastalar diş hekimine ağız kokusu şikâyetiyle müracaat etmeyebilir. Ağızlarındaki çirkin kokunun ya farkında değil ya da tolere etmektedirler. Bu hastaların ancak yüzde 25’i diş hekimine müracaat eder. Diş hekiminin uyarısı ile tedavi edilirler. Bazı hastalarda ise kendisinin değil, yakınlarının tespiti söz konusudur. Anormal ağız kokusu ağız içi veya ağız dışı kaynaklı olabilir.
3. Psikosomatik ağız kokusu: Böyle hastalarda yakınma olmasına rağmen aslında gerçek bir anormal ağız kokusu yoktur.







oyun komedi sohbet siteleri