Günlük ihtiyacımız olan besinler

Dr. Mehmet Öz Show’ da günlük ihtiyacınız olan 5 besin açıklandı.İşte o besinler… Lif Meyve, sebze ve tam buğdayda mevcut olan Lif hazım için gereklidir. Lif, ayrıca diyabet ve kalp hastalığı riskinizi de azaltır. Günlük lif ihtiyacınızı karşılamak için ahududu, frambuaz, yulaf ezmesi, mercimek ve pişmiş enginarı mutlaka yiyin. Lif-Meyve, sebze ve tam buğdayda mevcut olan Lif hazım için gereklidir. Lif, ayrıca diyabet ve kalp hastalığı riskinizi de azaltır. Günlük lif ihtiyacınızı karşılamak için ahududu, frambuaz, yulaf ezmesi, mercimek ve pişmiş enginarı mutlaka yiyin.

Vitaminin öneminin farkına değiliz. Belki de doğada D vitamini içeren çok fazla besin olmadığındandır. D Vitamini kemik sağlığınızı iyileştirir ayrıca bağışıklık sisteminize de faydalıdır.D vitamini almanın en iyi yolu asında göğüs dekoltesi, sırt ya da bacaklarınıza 15 dakika boyunca güneş banyosu yapmaktır. Yüzünüzü ve ellerinizi yaşlanmaya karşı her zaman korumanız gerektiğini unutmayın. Ve ilk 15 dakikadan sonra tüm vücudunuza UVA ve UVB içeren güneş koruyucucu sürmeyi ihmal etmeyin.

Su Düşünerek ya da beceri gerektirmeden başarılabilecek bir konu. Aslında günde ne kadar su içmeniz gerektiğini söyleyen genel bir formül yok. Günlük su ihtiyacınızın belirlenmesi genel sağlık durumunuz, hareketliliğiniz ve nerede yaşadığınız gibi bir çok faktöre bağlı. Yeterli su içip içmediğinizi gösteren bir rehber sunmak gerekirse; gün boyunca ender susamak ve renksiz ya da hafif sarı 1.5 litreye yakın idrara çıkmak. Ayrıca suya elektronik bir karışım ekleyerek içebilirsiniz. İçtiğiniz suya yarım çay kaşığı kabartma tozu, tat vermesi içinde 1 çay kaşığı kaktüs özü ve 1 çay kaşığı da deniz tuzu ekleyebilirsiniz. Böylelikle vücudun su kaybetmesini önleyecek ve enerjinizi de arttıracaksınız. Karışımın içerisinde yapay hiçbir madde olmadığı gibi, kilo aldırmaz ve formada kalmanıza yardımcı olur.

Kalsiyum Birçok kişi iskelet yapısının doğru gelişmesi için kalsiyumun önemini biliyor. Ancak kalsiyum kilo kaybına yardım ettiği gibi, kolon kanseri gibi bazı kanserlerden de sizi korur. Günlük kalsiyum ihtiyacınızı karşılayacak dozda bir vitamin alın ya da kalsiyumdan zengin süt, fasulye, kuru kayısı gibi besinler tüketin. Kalsiyumu D Vitamini ile birlikte aldığınız zaman daha doğru kullanılmış olacaksınız.

Omega 3 Beyin ve kalp sağlığı için çok gerekli olan Omega 3, ayrıca vücudun kanserle savaşmasına da yardımcı olur. Omega 3 yağlarının kaynağı balık yağı, bazı bitki ve fındık yağında mevcuttur. Omega 3 yağ asitleri kalp krizi ve felç riskini azaltmakta ve tansiyonu düşürmekte güçlü rol oynar.

Karın Şişliğinin Nedenleri

Gaz ve karın şişkinlik nedenleri olabilecek sorunlar şunlardır;

1. safra kese sorunları, yağlı yiyeceklerden sonra özellikle artış gösterir ancak her yemeklede olabilir.
2. pankreas hastalıkları: sindirim sorunu yapması nedeni ile sindirilemeyen besinler barsak bakterileri tarafından tüketilir. onların yan ürünleri ise fazlası ile gazdır.
3. parazitler
4. ülser olmayan dispepsi ve spastik kolon dediğimiz surumlar: bu durumlar yukarıda sayılan durumlardan daha sık karşımıza çıkarlar.

mide- barsak sistemi kendi yılanvari hareketlerini yapabilmesi için kendi duvarında barındırdığı elektrik sistemi dışında, bir çok ara yer ve beyinden de uyarı alır. kişininin sebebini bildiği veya bilmediği bir çok endişe kaygı ve stressli durumu mide-barsak siteminin normal çalışma hareketlerini ve içerisinde az çok var olan gazları tolere etme eşiğinin değiştirir. bu kişilerde bu yüzden varolan gazlarından daha fazla rahatsız olacaklardır. barsağın tek yönlü hareketleri (peristalsizm) bozulduğunda ise bu gazları vücuttan atılmasında sorun olacağından saatler içinde karın şişebilecektir.

gastroenteroloji polikliniklerine yapılan başvuruların büyük çoğunluğunu bu tip hastalar oluşturabilmektedirler.

stress, endişe kaygı ve evham gibi ek sorunlar önplanda ise gastroenteroloji yanında psikiyatri konsultasyonuda önemlidir.

ilaç tedavileri yanında yardımcı olabilecek noktalar şunlar olabiilir.

* hızlı yemek yememe ve yavaş konuşma ( barsak gazlarının büyük kısmı yutulan havadan oluşur!)
* sıkı giysiler giymeme
* gaz yapıcı yiyecekleri rahatsız olunan dönemlerde az tüketme (kurufasülye , nohut baklagiler gibi)
* günün ilk tuvaletini kaçırmama (sabah kahvaltıdan önce veya sonra barsaklar en iyi çalışır. bu dönemde tuvalete mutlaka gidilmesi)

Diğer ilaç tedavileri için Gastroenteroloji Hekimlerine başvurabilirsiniz…

En tehlikeli 10 yiyecek

Amerikan Pediatri Akademisi, özellikle çocuklar için tehlikeli olabilecek 10 yiyeceği açıkladı:

1.SOSİS: Akademi, 10 yaşından küçük çocuklardaki boğulma olaylarının yüzde 17’sinin sosisten kaynaklandığını, sosisli sandviçin uyarıyla satılması gerektiğini söylüyor.

2. FUGU BALIĞI: Kâğıt kadar ince dilimler halinde satılan fugu balığında tetrodoksin adlı, oldukça etkili bir zehir bulunuyor. Bu balığı pişiren şefler özel eğitim alıyor.

3. ACKEE MEYVESİ: Batı Afrika ve Jamaika’da yetişen meyve kesildikten sonra kabuğunun kırmızıya dönmesi beklenmezse koma veya ölüme yol açabiliyor.

4. FISTIK: Toplam nüfusun yüzde birinin fıstık alerjisi var. Ölümle sonuçlanan alerji vakalarının büyük bölümü fıstıktan kaynaklanıyor.

5. YEŞİLLİK: Ispanak, roka, marul, lahana, kıvırcık salata gibi yeşilliklerin iyi yıkanmaması bağırsak bakterilerine davetiye çıkarıyor.

6. IŞGIN: Bu Asya kökenli bitkiden fazlaca tüketildiğinde bitkideki toksinler zehirlenmeye yol açıyor.

7. TON BALIĞI: Dünyanın en çok tüketilen balıklarından olmasına rağmen çok fazla yenildiğinde sinir sistemine zarar vererek kalp hastalıkları riskini artırıyor.

8. MANYOK: Nişastası yapılan bu köklü bitki de eğer doğru tüketilmezse siyanür üreterek zehirlenme riski yaratıyor.

9. KAHVE: İçeceği elde edilen bu bitki, kalp krizine yol açmasının yanı sıra, uyuma zorluğu ve dişlerde sararmaya yol açıyor.

10. MANTAR: Bu bitkinin yabani olanları, zehirlenmelere ve hatta halüsinasyonlara neden oluyor.

Doğru yönetildiğinde stres performası ve başarıyı getiriyor

İnsanı zorlayan her durum, yaşantı ve koşulun stres anlamına geldiğini belirten uzmanlar, doğru yönlendirilebilmesi halinde stresin başarıyı artırdığını ifade ediyor.
Yaşamla ilgili çeşitli durum ve olayların insanlar üzerinde oluşturduğu baskı stres olarak tanımlanıyor. Uykusuzluk, kötü beslenme, ekonomik sorunlar, iş sorunları, aile sorunları, kişilik yapısı, sosyal desteğin olmaması, hareketsizlik ve sağlık sorunları stresin nedenleri arasında yer alıyor. Ancak günlük yaşamın kaçınılmaz bir parçası haline gelen stresin, doğru yönlendirildiğinde performansı ve başarıyı tetikleyebileceği belirtiliyor.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikolog Sevil Usanmaz, biraz stresin performansı iyileştirdiğini, bireyi aktif yaptığını açıkladı. Yetişecek bir iş için çalışma hızının ve süresinin artırılmasının bu duruma örnek verilebileceğini belirten Usanmaz, biraz stresin merak duygusunu artırarak, yeni öğrenmeleri sağladığını vurguladı. Küçük, büyük, genç, yaşlı, kadın, erkek herkesin stres altında olabileceğini ifade eden Usanmaz, çevrede stresle ilgili birçok etken varken, stresin hayattan sökülüp atılmasının mümkün olmadığına değindi. Usanmaz, stresin kimi zaman insanı güçlü kılabileceğini, önemli olanın onunla baş etmeyi öğrenmek olduğunu söyledi. Stres karşısında insanların kendilerini korumak için stresi oluşturan durumla ya mücadele ettiğini ya da bu durumdan uzaklaştığını kaydeden Usanmaz, stres nedenleri değişse de stres karşısında insanların verdiği tepkilerin benzerlik gösterdiğini aktardı.
Stres karşısında insanların kendilerini korumak için çeşitli tepki ve davranışlar gösterdiklerini vurgulayan Usanmaz, “Stres karşısında bütün canlılar, stresi oluşturan durumla ya mücadele ederler veya bu durumdan uzaklaşırlar. Buna ’savaş veya kaç’ ilkesi denir. Stres karşısında organizmanın bütünlüğü tehdit altındadır ve organizmanın kendini koruması için oluşturduğu dengesi bu durumdan etkilenir. Bozulan dengenin yeniden sağlanması gerekir. Denge, bu durumla savaşarak veya kaçarak yeniden oluşturulur. Ancak stresle sürekli ama etkisiz mücadele tükenmişliğe yol açar.” diye konuştu.

Psikologlara göre stresin, onu zihninde taşıyan kişiye ait olduğunu belirten Usanmaz, bireysel farklılıklar, algılama, hissetme, öğrenme, sosyo-kültürel özellikler, zihinsel kapasite, cinsiyet, yaş, geçmiş yaşantılara ait izlerin strese dönüştürülebileceğini belirten Usanmaz, “Stres karşısında verilen tepki, uyarana yüklenen anlama bağlıdır. Bireyin, geçmiş yaşantıları, yanlış öğrenmeleri, ihtiyaçları ve beklentileri bir durumu veya uyaranı `stres veren` veya `stres vermeyen` olarak tanımlamasına neden olur.” dedi.

Stresle başa çıkmanın en etkili yolunun gevşeme olduğunu, gevşemenin ilk adımının da solunumu kontrol etmek olduğu belirten Usanmaz, stres durumlarından derin, ağır ve sessiz nefes alınmasının önemine değindi. Usanmaz, “Stresle başa çıkmak için doğru nefes alınması gerekiyor. Doğru nefesin, derin, ağır ve sessiz olması gerekiyor. İyi nefes almak, iyi nefes vermekle olur. Alınan nefesin ağızdan yavaşça ve iyice verilirse insan gevşer. Kısa nefes alıp verme gevşemeyi sağlamayacağı için stresle başa çıkmada iyi bir yöntem olmayacaktır. Ayrıca, stresle başa çıkabilmek için empati duygusu geliştirilebilir. Diğerlerinin duyguları hissetmeye çalışılabilir. Öfke kontrolünü ve zaman yönetimini öğrenmekte etkili olur. Bunların yanı sıra kendinizi daha çok sevin ve daha fazla güvenin. Kendinizi ödüllendirin, olumlu düşünün. Değişimlere açık olun.” şeklinde tavsiyelerde bulundu…

Mutlu insanlar kalp hastalıklarına daha az yakalanıyor

Mutlu, coşkulu ve hayatından memnun olan kişilerin, kalp hastalıklarına yakalanma riskinin mutsuzlardan daha az olduğu bildirildi.

“European Heart Journal” dergisinde yayımlanan araştırmada, 877’si kadın 1739 sağlıklı yetişkin 10 yıl boyunca izlendi.

Olumlu duygulara sahip olmayanların kalp hastalıklarına yakalanma riskinin biraz mutlu olanlara göre yüzde 22, biraz mutlu olanların da kalp hastalıklarına yakalanma riskinin oldukça mutlu olanlara göre yüzde 22 fazla olduğu görüldü.

Araştırmanın başındaki ABD’nin Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Dr. Karina Davidson, klinik araştırmalar olmadan tavsiyede bulunmak için erken olduğunu ancak bu sonuçların, kişilerin olumlu duygularını güçlendirerek kalp hastalıklarını engellemeye yardımcı olunabileceğini gösterdiğini belirtti.

Davidson, olumlu düşüncelere sahip kişilerin psikolojik olarak rahatlama dönemlerinin daha fazla olabildiğini, ayrıca stresle daha iyi başa çıkabildiklerini vurguladı.

Bilim adamları, bu sonuçların başka araştırmalarla da doğrulanması gerektiğini, ayrıca depresyonun kalp hastalıkları yada kalp krizi riskiyle bağlantısının da araştırılabileceğini belirtti.

Sağlıklı Hayat

Evet bazen sevdiklerimizin çoğu kilolarımız yüzünden ağdan kaçıyor ben bunları denedim ve faydasını gördüm:
_ÜÇ ÖĞÜN YİYİN AMA AŞIRI KAÇMAYIN HER YEMEKTEN AZAR AZAR YİYİN.
_AKŞAM 19:00 DAN SONRA YEMEK YEMEĞİN SADECE SIVI TÜKETİN ÇÜNKÜ MİĞDEMİZ EN HASSAS ORGANIMIZDIR 24 SAAT SÜRER YEDİKLERİMİZİ ERİTMESİ.BUYÜZDEN KİLOYA DÖNÜŞTÜRÜR FAZLALARI.
_SPOR YAPIN;YANİ KOŞUN,EGZERSİZ YAPIN,PLATES TOPUYLA HAREKETLER YAPIN BOL BOL SU TÜKETİN.
_BİRDE SEBZEYE HAYATINIZD ADAHA ÇOK ÖNEM VERİN.
_ŞİMDİ SİZE YEMEKLERİN KALORİLERİNİ YAZACAĞIM BUNA GÖRE DAHA ÇOK AZ TÜKETİN;Ispanak 26… Tavuk 215.. Mandalina 46 ..
Domates 22.. Kuzu pirzola 263… Üzüm 67 ..
Mantar 28 …Ördek 404.. Armut 61 …
Kuru soğan 38 …Hindi 160 ….Ananas 52 …
Bezelye 84 …Dana eti 223… Elma 58 …
Salatalık 15 …Domuz pirzola 513 …Kayısı 51….
Patates(haşlanmış) 76….. Biftek 156 ..Muz 85 ….
Patates(kızarmış) 280 …Koyun eti(az yağlı) 247…. Kiraz 70 …
Patates cipsi 568… Yağlı koyun eti 310 …Vişne 58 …
Fasulye 32…. Az yağlı sığır eti 225 …Şeftali 38 …
Lahana 24 ….Yağlı sığır eti 301 …Erik 75…
Havuç 42… Portakal 76 …
Karnabahar 27… Limon 27 ….
Kereviz 40… Margarin 720…. İncir 80 ….
Taze mısır 96…. Tereyağ 717 ….Çilek 37 …
Biber 22…. Sıvı yağ 884… Karpuz 26 …
Pancar 43 …İç yağı 758… Avokado 147 …
Turp 19 … Kavun 33 …
Pırasa 52…
Marul 14…. Pirinç 363 …
Maydanoz 44… Mercimek 340 …
Enginar 53… Fasulye 340…
Patlıcan 25 …Nohut 360….

Jambon 182… Çikolata 528… Yoğurt 62 …
Yumurta(haşlanmış) 158… Bal 315 …İnek sütü 61 …
Yumurta(beyaz) 185… Üzüm pekmezi 293 …Ayran 37 …
Salam 450… Kakao 289… Beyaz peynir 235 …
Sosis 322… Şeker 385… Kaşar peynir 404 …
Krema 240 … Lor peyniri 85 …
Sucuk 452… Krem peynir 349 …
Pastırma 250…. Makarna 369 …Tulum peyniri 257 ….
Zeytin (siyah) 207… Talaş böregi 360 ..Dil peyniri 290…
Zeytin(yeşil)144… Beyaz un 368 …
Mısır unu 368…
Elmalı tart 276… Kakao 91 …
Yer fıstığı 582… Kepek 213 …Kahve (sade) 0 ..
Patlamış mısır 386 …Yufka 152…. Kolalı içecek 39 …
Badem 598 …Beyaz ekmek 68… Şekersiz çay 0 …
Fındık 634… Çavdar ekmeği 55… Ice tea 30 ..
Kestane (haşlanmış) 131… Çikolatalı pasta 300… Viski 275 ..
Kestane(kavrulmuş) 245… Bisküvi 418 …Rakı 335 ….
Şam fıstığı 594 ….Pandispanya 280… Bira 42 …
Ceviz 651 … Şarap 85 ..
Portakal suyu 45 ..
Elma suyu 47..

BUNLARA UYUN HAYATI YAŞAYINNN

Gönderen İsim/Mail: irem

Meme Enfeksiyonları

Meme Enfeksiyonları Belirtileri Nelerdir ? Kırmızı hassas acı veren yumru veya şişlik: Koltuk altındaki memeye yakın bezlerde şişme: Ateş Bazen mastitis denilen meme enfeksiyonlarına süt veren veya süt vermeyi yeni kesmiş kadınlarda rastlanması yaygındır. Bu enfeksiyonlara genellikle çatlak bir meme başından içeri sızan bakteriler neden olur Enfeksiyon çok şiddetliyse apse şekline de dönüşebilir Çevredeki dokular kendilerini korumak için enfeksiyonun etrafında sertleşerek bir duvar oluşturan bir madde salgılarlar Bu duvarın içinde iltihap birikir.
TEŞHİS
Süt veren bir kadında yukarıda belirtilen semptomların bir araya gelmesi bir enfeksiyonun güçlü belirtisidir. Ancak süt vermeyen kadınlarda da bazen meme enfeksiyonu olur. Bu semptomlar çok ender görülen bir kanser türünün bulgularıyla benzerlik gösterdiği için doktorunuz habis bir oluşum ihtimalini gözönünde tutarak çok dikkatli bazı testler uygulayacaktır. Bunlar mamografi iğne ile biopsi veya ameliyatla biopsi olabilir.
MEME ENFEKSİYONLARI NE KADAR CİDDİDİR?
Memelerdeki enfeksiyon genellikle antibiyotiklere çok çabuk cevap verir. Eğer cevap vermezse ve apse oluşmuşsa akıtılır.
Meme Enfeksiyonları TEDAVİ – KORUNMA
Süt veriyorsanız emzirme aralarında memenizi temiz ve kuru tutun ve tahriş eden kumaşlar giymeyin. Bebeğinizin meme başını çiğnemesine izin vermeyin
İLAÇ
Doktorunuz bir antibiyotik ve ağrıyla ateş için de ağrı kesici verebilir. Süt veriyorsanız bu ilaçların sütünüz ve bebeğinize zararlı etkileri olmamalıdır yine de büyük olasılıkla enfeksiyon geçene kadar bebeğinize öteki memenizi vermeniz tavsiye edile-cektir. Bu süre içinde memede sütün birikerek ağrılı bir tıkanmaya sebep olmaması için masajla biriken sütü akıtmanız gerekecektir.
AMELİYAT
Genellikle antibiyotik yeterlidir. Değilse apse akıtılabilir. Doktor bir iğneyle apseyi boşaltır veya areola’nırı (meme halkası) yanını hafifçe yararak buradan iltihabın akmasını sağlar. Bu yarık çok küçük bir iz bırakır.

Kepçe kulak tedavisi

Kepçe kulak şekil bozukluklarının çocukların psikolojisini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Doç. Dr. İbrahim Aşkar bu şekil bozukluklarının ameliyatla düzeltilebildiğini söyledi.

Kulakla ilgili estetik girişimlerin en sık yapılanı kepçe kulak ameliyatları ve küçültme ameliyatları olduğunu söyleyen Doç.Dr. İbrahim Aşkar, diğer bir kulak estetiğinin ise küpe deliklerinin yırtılması olduğunu belirtti.

Kulağın olduğundan fazla öne kıvrık olmasına kepçe kulak (yelken kulak) oluştuğunu ve kulak kıvrımlarının tam gelişememesi sonucu ortaya çıktığını belirten Aşkar, “Daha çok erkek hastalar tarafından talep edilen kepçe kulak ameliyatı ancak 5-6 yaş sonrası yapılması uygundur. Zira bu yaşa kadar kulak gelişmesi tamamlanacaktır.

Zaten hastalar okul çağında alay konusu olduğu için bu yaşlarda doktora gelmektedir. Kepçe kulak bebeklik çağında tespit edilirse, elastik bandaj uygulaması yeterlidir. Tehlikeli riskleri olan ameliyat değildir. Ayrıca her yaşta kulak estetik ameliyatı yapılabilir.

Çocuğunuz bu durumdan şikâyetçiyse, ilerde ciddi psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Diğer taraftan çocuk bu ameliyatı ve değişimi istemiyorsa, ameliyat için zorlanmamalıdır.

Kulak kepçesinin kıkırdak dokusu açıldıktan sonra, “Y” şeklindeki uygun kıvrımı sağlamak için, uygun yerlerden kıkırdağa kesiler ya da rasp ile inceltme yapılabilir. Daha sonra kulağa çekil vermek için kıkırdağa kalıcı dikişler konur. Kulak böylece arkaya doğru eğim kazandırılıp, baş ile olan açısı azaltılır’ dedi. Kepçe kulak ameliyatının iki hafta içerisinde iyileşme sağlandığını ifade eden Doç. Dr. Aşkar, kişinin kulakla ilgili stresi ortadan kaldırılarak, psikolojisinde rahatlama sağlandığını söyledi…

Kızıl hastalığı geri döndü!

Unutulmaya yüz tutan bir hastalık olan kızıl, ağır kış şartlarının da etkisiyle tekrar etkisini göstermeye başladı.

Geç teşhis edildiği ve tedavi edilmediği durumlarda önemli sağlık sorunlarına yol açtığı bilinen kızıl hastalığının, son aylarda özellikle çocuklar arasında ciddi artış göstermesi uzmanları endişelendirdi. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, unutulmaya yüz tutan bu hastalığın, ağır kış şartlarının hüküm sürdüğü şu günlerde tekrar kendisini gösterdiğine dikkat çekerek aileleri bu konuda dikkatli olmaları konusunda uyardı.

HER YAŞ GRUBUNDA

Kızıl, A grubu beta streptokok isimli mikroplara bağlı olarak oluşan bir enfeksiyon hastalığı olarak tanımlanıyor. Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, “çocukların yaklaşık yüzde 10’u bu bakteriyi taşıyor” diyor. Hastalık,
kreş ve okul çocuklarında mevsimsel salgınlar yapıyor. Öksürük, aksırık ve damlacık enfeksiyonu şeklinde görülen hastalık, bulaşıcı özelliğiyle her yaş grubunda görülüyor.

ANİ SOĞUMA HASTALIK NEDENİ

Toplu olarak yaşanan alanlar ve okullar kızıl hastalığının sık görüldüğü, riskli yerler kategorisine giriyor. Soğuk havada toplu taşıma araçları mikrobun yayılmasını kolaylaştırıyor. İklim koşullarındaki farklılıklar ve havaların ani olarak soğuması da kızıl hastalığının görülme sıklığını artıran faktörler olarak dikkat çekiyor.

BELİRTİLERİ NELER?

Beta streptokok mikrobu bulaştıktan sonra, ateş, boğaz ağrısı, bulantı ve kusma ortaya çıkıyor. Bu durumu izleyen 1-2 gün içinde, deride kırmızı leke ve çizgiler oluşuyor. Kızıl döküntüsüolarak isimlendirilen cilt bulguları, el ve parmaklarda soyulmaya neden oluyor. Dilin çilek görünümünü almasının, hastalığa teşhis konulmasını sağlayan en önemli belirtilerden olduğu vurgulanıyor. Bademciklerin üzerinin beyaz leke ve iltihapla kaplanması da kızıl hastalığının sık görülen belirtileri arasında bulunuyor.

GEÇ TEŞHİS KALP SORUNLARINA YOL AÇAR

İyi ve tam tedavi edilmeyen hastaların yüzde 1-4’ünde nefrit ve kalp romatizması gelişebiliyor. İdrarın çay renginde çıkması ve idrar renginde azalma ile belirti veren nefrit hastalığı streptokok enfeksiyonunu izleyen 1-3 hafta sonra ortaya çıkıyor. Kalp kapaklarının iltihaplanarak hasar görmesine yol açan kalp romatizması ise kalp kapak yetmezliği sonucunu doğurabiliyor.

BOĞAZ KÜLTÜRÜ ŞART

Hastalığın teşhisinde boğaz kültürü ve hızlı sonuç veren Strep-A testleri, bakterinin varlığının görülmesi açısından şart. ASO testi, enfeksiyonun başlangıç döneminde yararlı olmuyor. Çocukluk çağında sık görülen viral döküntülü hastalıklar, kızıl gibi belirti verebiliyor. Kızamık, kızamıkçık, EB virüs enfeksiyonları bu hastalıklar arasında sayılıyor.

PENİSİLİN EN GÜVENLİ İLAÇ

“Penisilin enjeksiyonu toplumun çoğunluğu için en güvenli tedavi yöntemidir”diyen Prof. Pehlivanoğlu, bu ilaca karşı alerjik olan kişilerde “eritromisin” isimli bir başka antibiyotik kullanıldığını ancak her zaman tam başarı sağlanamadığını söylüyor.







oyun komedi sohbet siteleri